Yanlış numara aramak herkesin her an başına gelebilecek bir durum. O minik ve narin eller için yapılmış tuşların üstünde gezinen dolma büyüklüğündeki parmaklarımızın zaman zaman bize oynadığı hazin bir oyun bu. Bunda sadece dolma parmakların değil, takılmayan gözlüklerin ve gelen baharla birlikte normal beyin irtifasının bir karış üstüne çıkan aklın da etkisinin olmadığını sölyersek haksızlık etmiş oluruz.’, “˜Ben küçükken radyoda çocuk saati vardı. Orada telefonu olur olmaz kullanan bir çocuğun başından geçenler anlatılırdı. Yanlış numara çeviren çocuk, şarkıyı söyleyen birinci şahsın kardeşiydi. Minik parmaklarıyla numaraları çeviren kardeş bir defasında polisi arıyor, polisler evin babasını götürüyorlardı. Bir diğer seferinde de itfaiyeyi arayan minik çocuk, itfaiyecilerin su sıkıp evi çok ıslatmalarına neden oluyordu. Hayatım boyunca hep itfaiye ve polisi yanlışlıkla aramaktan korktum bu şarkı yüzünden. Bu arada hiç kendi kendime sormadım yahu bu çocuk o kadar numara içinden o polisleri filan nasıl bulmuş, polisle itfaiyeye evin adresini nasıl vermiş diye… Öyle ya polis karşı taraftan bir çocuk arayınca acaba onu oyalayarak numarayı tespit etmeye mi çalıştı? Åžarkı mı söyledi telefonu kapatmasınlar diye? Veya etfaiye onları arayan herkesin evini su sıkıp ıslatıyor mu? Cani mi onlar?
Böyle bir yanlış arama olayını muhtemelen en ilginç biçimde yaşayanlardanım. Bir Evli Erkekler Kulübü (*) toplantısı yapıyorduk. Bu toplantıların en büyük eğlencesi, tüm erkeklerin telefonlarını masa üstüne koyarak önce kimin karısı arayacak da masanın kılıbığı olacak sorunsalını araştırmaktı. Benim telefonuma bir mesaj gelince herkes üstüme atladı ve dalga geçmeye başladı. Mesajda “nerdesin” yazıyordu. Çok dik yakalı kazak erkek olduğumdan değil, balımdan benim karım beni bu toplantı gecelerinde deprem olmadığı sürece aramaz. Bu beni çok şaşırttı. Mesajı gönderenin karım olmadığını görmek daha da bir şaşırttı. Tabii durumu genele anlatınca 45 evli erkekten “az sonra oradayım” “esas sen nerdesin” “nerden geldik nerelere gidicez” şeklinde mesaj almak, yanlış arayanı daha çok şaşırttı. Yaklaşık 20 dakika sonra (muhtemelen mesajları anca temizleyince) telefon açarak yanlış numarayı aradığını, şakanın en güzelinin tadında bırakılan olduğunu belirtti yanlışçı abi…
Yanlış numara çevirenlerin en önemli özelliklerinin başında ısrarcı olmaları geliyor. “Ahmet abi?” sorusuna ne cevap verirsiniz ki? “Hayır burada öyle biri yok…” “Peki kim var?” Buyurun bakalım. Burası market değil ki “hayır dik yakalısı kalmamış size bisiklet yakalısından verelim” diyelim. Bu bir cep telefonu. Eğer açtığınız telefonda Ahmet yoksa o zaman kesin yanlıştır. Genel kanının aksine, iş yerlerinde masalarda herkesin bakıp cevap verebileceği anonim cep telefonları yoktur.
Yanlış aramanın bir diğer ilginç yönü de; genellikle gündüz vakti, boş boş gezerken değil, toplantılarda veya gece yarılarından sonra yapılmasıdır. Gece üçte telefonunuz çalar ve “Ahmet abi?” diye sorar karşıdaki ses. Yaklaşık üç gündür geceli gündüzlü çalışıp bir tek gece kesintisiz uyumak isteyen insanlar için Ahmet abinin kulaklarını çınlatma vesilesidir bu. Sıkıntınızı karşı tarafta sizi uyandıran insanın da hissetmesi için gerekli cümleleri kurarsınız. Ama karşınızdaki insan her nedense sitem eder size: “Ne var kardeşim niye küfür ediyon (küfür, sıkıntınızı karşı tarafa hissettirmenin önemli yollarından biridir) sen hiç mi yanlış aramadın…” Telefonu kapatırsınız karşıdakinin suratına o sinir ve uykusuzlukla. Ama telefonunuz bir daha çalar ve karşınızdaki neden telefonu suratına kapattığınızı sorar. Türk insanı isterse müthiş kabuslar yaşatabilir karşısındakine…
Post a Comment