“Oğlum sana yılbaşı hediyeni birazdan vereceğiz” dedi annem. Evet bu sefer kesinlikle uzaktan kumandalı arabayı alışlardı. Ondan önce aldıkları arabalar yakından kumandalıydı çünkü. Ben tutup halının üstünde bir ileri bir geri sürüyordum. Yeni araba ben dokunmadan nereye istersem oraya gidecekti. Ben de ona bakacaktım.
Gecenin o yaşlarıma göre ilerleyen saatlerinde annem ve babam karşıma dikilip gülerek bana bakmaya başladı. Ben de onlara güldüm. Kesinlikle kırmızıydı arabam. Acaba tuşlarla sağa sola mı dönüyordu yoksa o hep hayal ettiğim minik direksiyonu mu vardı üstünde?
“Kardeşin olacak” dedi babam. “Ve?” diye sordum… “O tamam da oyuncağım nerede” tadında olmuştu sorum. Anne ve babamın yüzü bulutlandı. “Sana kardeş geliyor işte” dediler. Hepsi oydu işte. Bütün işaretler bana uzaktan kumandalı arabanın gelmeyeceğini göstermişti ama ben anlamamıştım. O bakışlar… Yakından kumandalı araba bakışı bile değildi işte. “Sevinmedin mi” diye soru annem ümitsizce. Ben salonda otururken yerimden hiç kalkmadan mutfağa kadar sürebilir miydim acaba onu? Kesin çarpmazdım hiçbir yere… Gözlerim dolu dolu oldu. Arabam yoktu. “Kıskandı galiba” dedi babam o her zaman benim duymadığımı sandıkları ama benim duymuyormuş gibi yaptığım küçük sesiyle. Bağırarak ağlamaya başladım. “Kesin kıskandı” dedi annem kısık sesle konuşma zahmetine girmeden.
Uzaktan kumanda, içimde kalmış bir ukde oldu. Yıllar sonra evimize önce renkli, ardından uzaktan kumandalı televizyon girdi. Annemlerden gizli gizli uzaktan kumandayı alır televizyonda kanal kanal gezerdim. Önce TRT1, ardından TRT2, ardından TRT3 ve en son TRT4. Sonra tekrar TRT1… Sesini aç kapa… Üstelik yerimden bile kalkmadan. O zamanlar da şimdiki gibi televizyonu sağa ve sola döndürecek teknoloji yoktu, uzaktan kumandalı otomobiller kadar zevkli değildi belki ama en azından bir işlevi vardı.
Uzaktan kumandanın telefonların içinde duruğu günlere geldiğimizde kendimi çok aptal hissetmeye başladım. Düşünün bir kızıl ışın var; onun ötesinde bir şeylerle telefonunuzdaki bilgileri bilgisayarınıza aktarıyorsunuz.
İnsanlar sanırlar ki nostalji denen kavram sadece güzel şeylere duyulan bir histir. Ki bu külliyen yalandır. Genellikle sadece hava atmak istediğim yazıların içine bilgi notu düşmek için kullandığım ansiklopedim diyor ki; nostalji kelimesi, Yunanca dönüş anlamına gelen nostos ve acı anlamına gelen algos kelimelerinin birleşiminden meydana gelir. Yurt hasretidir bu, geçmişe duyulan acıdır. Ben acıların yazarıyım.
Post a Comment