TELEVİZYON NOSTALJİSİ

“Oğlum eve gel yoksa…” Camdan yarı beline kadar sarkmış annem beni eve çekebilmek için güzel şeylerle kandırmayı bırakmış tehdit etmeye başlamış. Akşam saat kim bilir kaç olmuş ve biz hala top peşinde koşuyoruz. Ama aşağı mahallenin çocukları gelmiş. Biz ne zaman ucuz misket almak için ordan geçsek bizi dövüyorlar ya… Kozlarımızı mahallenin top patlatan (dikenli tellerle bezeli) futbol sahasında paylaşıyoruz.

Fakat bir anda ortalıkta karışıklık oluyor. Saat neredeyse sekiz olmuş. Birazdan Heidi başlayacak. İki takımın kaptanları santrada buluşuyor ve konuyu tartışıyor. Biz merakla sonucu bekliyoruz. Herkes televizyonda haftada bir yayımlanan Heidi isimli kız çizgi filmini (vallahi erkek işi değil öyle dağlarda koşmak elma yanaklı olmak) seyretmek istiyor ama kimse yüksek sesle söyleyemiyor. Hafta içi hergün bir çizgi film var ama kızlara özel Heidi Perşembe olduğu için maç o güne alınmış. Yine de herkes gizliden gizliye seyretmek için can atıyor.

Sonunda kaptanlar bir karara varıyor ve giriş katının altında oturan yaşlı teyzenin evine gidilmesi, camdan bakarak seyredilmesi karara bağlanıyor. Teyze zaten bizi sever bir de evine girmeyeceğiz ki camın önüne dizilerek seyredeceğiz. Genellikle hafta içi camının önüne dizilmemize bir şey demiyor teyze. Yalnız yaşadığı için sanırım…

Onun televizyonu değişik. Almanya’dan oğlu getirmiş. Televizyonun önünde yeşil bir cam var. Bazılarımız onun bu yüzden renkli televizyon haline geldiğini söylüyor. Teyzenin mahalle adı renkli televizyonlu teyze zaten. Ama tek renk var o da yeşil. Ben bir keresinde sordum teyzeye hakikaten renkli mi o televizyon diye, “yok gözlerimi dinlendirsin diye o camı koyuyoruz” dedi teyze. Demek yeşil renk gözleri dinlendiriyordu ha?

Teyzenin evinde seyretmek, çizgi film biter bitmez herkesin tekrar oyuna dönebilmesi için güzel bir şeydi. Ne var ki teyzenin regülatöründe sorun varı ve çok ses çıkarıyordu. Neredeyse televizyonun sesini bastırıyordu.

Belli bir yaşın üstündeki kişilerin bilemeyeceği regülatörler, o yıllarda maymun gibi bir inip bir çıkan elektrik voltajını dengelemek için televizyşonlara takılan reglatörler, ev hayatının olmazsa olmazıydı. Eğer onlar olmazsa televizyonlar bir ay gibi bir zaman dilimi içinde bozulup çöp oluyordu. Ama işte teyzenin regülatörü gibi kimileri o kadar yüksek sesle çalışıyordu ki araçlar amaçların önüne geçiyordu.

O zamanların televizyon yayınları hepi topu 4 saat sürüyordu. Açılıyordu televizyon, önce yarım saatlik bir çizgi film, ardından yarım saatlik haber bülteni, sonra bir buçuk saatlik bir film ve kapanışta yine kısa haberler… O yüzden çizgi filmler en iddialı maçların bile önüne geçecek nitelikteydi. Kız çizgi filmi olsa bile…

Televizyonların en trajik yönlerinden biri kanal değiştirme düğmeleriydi. O zamanlar Türkiye’de sadece tek bir kanal vardı. Hep sorardık anne babalarımıza neden bu düğme var diye… Mesela teyzemler vardı onlar Ege’de Yunanistan televizyon kanallarından bazılarını çekebiliyorlardı. O yüzden işe yarayabiliyor olabilirdi o düğme. Ah hayat ne kadar zordu biz televizyon sevenler için.

Genellikle çizgi film bittikten sonra hava kararmış olurdu. Ajans haberlerini dinleyecek babamın aşağı inip beni kulağımdan çekerek eve götürmesi için bir yarım saatim daha vardı.

Post a Comment

Your email is never published nor shared. Required fields are marked *