Posted in Nostalji
İnterneti daha yaşanır hale getiren, herkesin burayı geliştirmesini sağlayan, internetin öncesi ve ahiri nedir? Her medya ortamında olduğu gibi reklam. Tabii ki reklam.
Dünyada internetin başlamasıyla birlikte başlayan reklam çalışmaları, Türkiye’de kurumsal içeriğin ortaya çıkmasıyla kendini gösterdi. Ama hiç merak ettiniz mi ilk reklamlar nerede çıktı? Bunları kim verdi? Nereye verdi?
Yıl 1997. Şubat ayları. Milliyet gazetesi içinde kurumsallaşma çalışmaları hızla ilerliyor. O zamanlarda bankalarda inanılmaz bir yazılım patlaması yaşanıyor. Kurumsal...
Posted in Nostalji
İlkokul bitmişti. Artık resmen bir ortaokul çocuğuyduk. Sene 80′lerin en başıydı. Ülke darbe adını verdikleri o zamanlar bizim ne olduğunu anlayamadığımız bir şeyin içinden geçiyordu. Hiçbir şey yerli yerinde değildi. Aradığımız hiçbir şeyi alacak ne durumumuz vardı ne de zaten aradığımız ürünler satılıyordu. Daha yurt dışından ithal peynir getirilmesine bile üç dört sene vardı.
Bu yoklukm ortamı içinde büyüm zorundaydık. Büyümek kolaydı ama hava atarak arkadaşlardan farklı olarak büyümek gerekiyordu. Bunun en önemli yollarından biri ise...
Posted in Nostalji
Siyah beyaz televizyon dönemleri. En güzel diziler hafta sonu tam da oyun saatlerimize denk gelir. Ne yapalım oyun oynamayacağız o dizileri seyredeceğiz. Çünkü televizyonda Uzay 1999 başlıyor. Sene 1970′ler. O kadar uzak gözüküyor ki 1999′lu yıllar acaba o tarihe kadar yaşar mıyız stresi var hepimizde. Bilen bilir, Ay üssü Alfa var. Nükleer bir patlama oluyor Ay’da ve dünyanın yörüngesinden çıkıyor Ay. Vuruyor kendini uzaya ve sürüklenip gidiyor. Dizinin konusu belki bizim gibi 8-10 yaş çocukları için biraz ağır. Ama o kadar güzel cihazları var ki...
Posted in Nostalji
Oğlum nereye koydun sana verdiğimiz piyango biletini?..” Piyango bileti… Evet gerçekten nereye koydum ben onu ya? Dün akşam annem verdiydi okula giderken yoldaki piyangocudan değiştireyim diye. Son iki rakamına ikramiye vurduğu için amortinin iki katı para alınacak. Annemler işten dönerken piyangocu çoktan evine gidip torunlarını okşamaya başladığından bana kalmış bu iş. Babam yapamaz filan diye mırın kırın etmiş ama ben “yaparım yaaa neden yapamayayım” diye kendimi atmışım ortalığa saçma sapan.
Şimdi… Bilet yok ortalarda…...
Posted in Nostalji
Baba bana saat al… Benim derdim aslında bir saat sahibi olmak değildi. 80′li yılların en başında her kol saati birer oyunla birlikte satılmaya başlanmıştı. Benim istediğim saat çok özeldi: Çünkü onun içinde uzay oyunu vardı. Uzaaay… Babam, benim kahramanım, o zamanlar için bulup buluşturmuş, bunu satın almıştı. Saatin oyun oynamak için iki düğmesi vardı. İlki benim tarafımdaki uzay gemilerini hareket ettiriyor, ikincisi ise onlara ateş açıyordu. Tabii ki bu noktada belirtmekte yarar var, düşman uzay gemileri de avlanacak sepet yaratıklar...