3G Nostaljisi

Siyah beyaz televizyon dönemleri. En güzel diziler hafta sonu tam da oyun saatlerimize denk gelir. Ne yapalım oyun oynamayacağız o dizileri seyredeceğiz. Çünkü televizyonda Uzay 1999 başlıyor. Sene 1970′ler. O kadar uzak gözüküyor ki 1999′lu yıllar acaba o tarihe kadar yaşar mıyız stresi var hepimizde. Bilen bilir, Ay üssü Alfa var. Nükleer bir patlama oluyor Ay’da ve dünyanın yörüngesinden çıkıyor Ay. Vuruyor kendini uzaya ve sürüklenip gidiyor. Dizinin konusu belki bizim gibi 8-10 yaş çocukları için biraz ağır. Ama o kadar güzel cihazları var ki hayatımızda böyle bir şey görmemişiz.

Kartal adını verdikleri gemileri saymıyorum insanların üstündeki aletleri söylüyorum. Mesela bir tabancaları var lazerli, ama tabanca şeklinde değil muşta gibi. Üstünde üç tane delik var, birinden bayıltıcı ışın çıkıyor, birinden öldürücü birinden de delici. (Neden delici ışın öldürmüyor bilmiyorum belki de o zaman biz onun delici olduğuna karar verdik oldu bitti) Ama en güzel aletleri bu mu ya? Hayır. Ellerinde telefon gibi bir alet var, üstünde ekranı var ve insanlar karşılarında konuştukları adamları görüyorlar. Bizim için bir şey ifade etmeyebilir ama bunun üstünde kablo yok. Yani adamlar istedikleri yere kadar gidebiliyorlar. O zamanlar için kablosuz konuşmak için polis olmak lazım. Çünkü bir tek onların telsizleri var.

Eh uzay üssündekiler de bir nevi polis sayılır değil mi ya? Evde diziyi bizimle seyreden büyükler “olmaz öyle şey” diyor ve bizim hayal gücümüzü kısıtlamaya çalışıyor. Olur işte baksanıza adamlar filmini bile yapmışlar. Yürüyerek konuşabiliyorlar ki bizim için bu zaten yeterince önemli bir teknoloji. Zira bizim evdeki (aslında her evde yok sadece komşularda var) telefonlar genellikle salonun ortasında tedirgin edici bir şekilde en süslü köşede kristal bardakların durduğu büfeye konumlanmış durumda. Eğer telefonu sert kapatırsanız kristallerden “yavaş ol oğlum” uyarısı bir şangırtıyla geliyor. Orada konuşmak istemiyorsunuz ama kablo sizin oradan sadece 75 santim uzaklaşmanıza izin veriyor. Ama görüntülü konuşmak bambaşka bir şey. Arkadaşlarla aramızda konuşuyoruz, herkes diyor ki “görüntüyü telefondan alırsam televizyon seyretmem ki”… Haklılar.

Televizyonu yeni bir şeyler görebilmek için kullanıyoruz ya… Telefondan görsek… Hem belki film bile gösterirler arada sırada… O zamanlar uykudan önce diye bir program var. Daha Adile teyze tedavüle girmemiş. Ergun Uçucu diye bir amca var o sunuyor. Bir arkadaş diyor ki o zaman onu görüntülü olarak ararız ve bize masal anlatır. Ulan şahane bir fikir. ne zaman istesek arayabiliriz onu. Ne zaman istesek bize istediğimizi anlatır konuşur bizimle çünkü çok iyi bir insan o. Başkaları dizideki uzay araçlarına, turuncu uzay kıyafetlerine özenirken bizim derdimiz bu oluyor birden. Yıllar sonra görüntülü telefonlar geliyor ülkemizin gündemine. Daha görmeden aklımdan Uzay 1999 geçiyor. O dizideki tasarımda telefonlar hala yok. Tamam uzay gemileri ve muşta şeklindeki uzay tabancaları da yok ama bu kadar ilerleyen teknoloji o tasarımı hayata geçirmeyi akıl edememiş. Acaba 3G getiren operatörlerin akılları Ergun amcayı aratmayı akıl eder mi? Bilemiyorum…

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.